Kirletilen birbaşka kavram İnanç özgürlüğü
İnanç özgürlüğü gerçekten güzel bir kavramdır. İnsanların neye inandığına karışmamaktır.
İnanç özgürlüğü inanma özgürlüğünü, değişik şekilde inanma özgürlüğünü ve tabiki inanmama özgürlüğünü de içinde barındırır. Günümüz Türkiye'sinde ise inanç özgürlüğü sadece türbana özgürlük olarak sunulmaktadır.
Kuran'da saçların görünmemesine dair bir hüküm yok iken kuranı bilmeyenlerin kızların saçlarıyla neden bu kadar ilgili olduklarını artık iyi biliyoruz. Siyaset. Ey siyaset kirletmediğin bir bu kalmıştı değil mi?
Hem türbanı neden erkekler tartışıyor ki? Kadına söz hakkı vermeyen bir kültürün içimizi kaldıran yanlışlarından birisi daha.
İnan özgürlüğümü verin diyen birisi öncelikle
1-Alevilerin cem evini ibadethane kabul edilmesi isteğini kabul etmesi gerekir.
2-Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını kabul etmesi gerekir.
3-İnanmayanlarla eşit koşullarda yaşamayı, baskı yapmamayı kabul etmesi gerekir.
Bu maddeler arttırılabilir ama samimiyet testi için şimdilik yeterlidir.
Bakalım şimdi türbancılar bu üçünü kabul ediyorlar, uyguluyırlar mı? Hayır.
Samimiyet testinden kalanlarla bu sorun çözülemez!
Zaten türban modern insanlık anlayışının bir ürünü değildir. Öncelikle kadına sonra kadınlar üzerinde toplumsal düzene yapılan bir baskı ve dönüşüm, gericilik projesidir.
Bu baskıyı kullananlar zeki kimselerdir. Güzel bir kavram olan inanç özgürlüğü deyimi ile toplumun çoğunu kandırabilmektedirler. Bu çok kullanılan bir yöntemdir. ABD Irak'a demokrasi götürmedi mi?
Saçı göstermeyeceksin diyen bir ayet yok iken saçı ithal edilen bir yöntemle iyice örtüp ondan sonra daracık kıyafetler, pantolon üzerine mini etekler,beli açık kıyafetler giymeler gibi hilkat garibeleri ile karşılaşıyoruz. İşin özünden uzaklaşırsak bu çok normaldir.
İnanç özgürlüğü inanca gerçekten özgürlük verebilecek kimselerin işidir. Bizden olmayanlar müslüman değildir diyen bir zihniyetle sorun çözülemez.Sorun onu yaratanlar tarafından çözülemez.
Peki kuranda olmadığı halde öyle inananların sorunu nasıl çözülür?
Öncelikle kuranda saçın gözükmemesinin istendiği hurafesine son verilir.
Sonra samimet testinden başarıyla geçenlerle türban sadece üniversitlerde değil heryerde serbest bırakılabilir. Hiç problem değil. Yeter ki samimi olsunlar.
Şöyle bir bakıyorum da dini savunanlara. Kemal Unakıtan! Recep Tayyip Erdoğan! Vakit gazetesi! vb.. Yok mu içinizde dininizi savunacak başka kimse?Dini temsil bu kimselere mi kaldı? Nasıl bir dininiz var sizin?
Türbancılara soruyorum. Dinen kutsal saydığınız şeylerin siyasete alet edilmesine duyduğunuz bir tepki yok mu? Yoksahayatınıza ulvi bir anlam katmak için,kendinize yarattığınız şeytani düşmanlar ile çarpışarak, kendinizi Allah'ın seveceğini sandığınız bir mücadeleye atıp, cennete gitme rüyaları hoşunuza mı gidiyor?
Peki laiklik cahil çoğunluğun dediği gibiinançözgürlüğünün karşısında mıdır? Hayır.
Laiklik inanç özgürlüğü kavramının sömürülmesi önündeki engeldir!