İnciler & Şiirler

12/11/2006 - OL DENDİ...

Kategori: inciler

Allah sonsuz güzellikti ve kendi güzelliğini görmek istedi.

 

Bunu istediği an aynı ol diyip olması gibi olması gerekenler olmaya başladı. Bu başlangıç, evrenin "big bang" yani büyük patlama ile "yoktan" var olmaya başlamasıdır.

 

Aradan 12 milyar yıl geçti ve şimdi burdayız. Güzellikleri (çirkinlik diye birşey yok;) gören gözler olarak. En-el hak olarak...

 

Zaman geçtikçe daha da çok görmeye başlıyoruz. Aynı bir tohumdan yavaş yavaş bir ağacın meydana gelip o ağacın çiçekler açması, meyve vermesi gibi. Aynı bir bebeğin anne karnında yavaş yavaş meydana gelip doğması gibi.

 

Bu oluş olmaktadır. Farkındalık dedikleri bu oluşun farkına varmak ve izlemektir. Keşfetmektir.

Bunca zaman ortaya çıkan anlaşmazlıklar biryandan olurken, bu oluşun parçasıyken diğer yandan bu oluşun farkına varmaktan/varamamaktan kaynaklanıyordu.

 

Ama şimdi göz oluşumunu bitirmek üzere. Gören gözler çoğaldı.

 

Bu cennet hakkında anlatılan "orda çok fazla konuşma yoktur sadece selam, selam.." dır.

 

Gören gözlerin kelimelere ihtiyacı yoktur. Çok fazla konuşmazlar. Kafalarını kaldırıp izlemeye başlamışlardır. Mükemmelliği izliyorlar.

 

Görmeye başlamalarıyla görünmeye başlayanlar da çoğalmaktadır. Bu zamanlarda ve bundan sonra anlatılacak olanlar daha öncekiler gibi olmayacak. Bir ağacın dalı olduğunuzu ve yanıbaşınızda açan bir çiçeği gördüğünüzü düşünün. O çiçek sizin bir parçanızdır bunu görüyorsunuz ama o bir çiçek, bir dal değil. Yeni birşey. Ve çok güzel. O çiçek sadece oluşuyor. Ol dendi çünkü biliyoruz artık.

 

Büyük resmin hepsini anlamak zorunda değiliz. O resim şuan çiziliyor. Bir parçasıyız. Hata yapmaktan korkuyoruz. Ama unutmayın; Oluyoruz, oluyor işte... Hata yapma şansı yok!.. Küçük birer renk parçasıyız biz. Resmi oluştururken resmi izliyoruz. 12 milyar sonra nihayet...

 

İçinizde biryerlerde bu sürecin farkında olduğunuzu biliyorsunuz. Yaşamınız boyunca süreçle dolaylı olarak iletişim kurdunuz ama şimdi doğrudan iletişime geçme zamanıdır. Korkmayın. Korku eskidir. Yeni olan güvendir. Güvendesiniz.

 

Yeniye lütfen izin verin. O sizinle konuşmak istiyor. Sizi çok özledi. Dağla, taşla, olaylarla, insanlarla, çiçeklerle, böceklerle konuşun. Size anlatacakları çok şey var. Siz de ne çok özlediniz. İçinizde sürekli sizinleydi bu özlem. Şimdi zamanı geldi. Ol dendi ve oluyor, oluyoruz...

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-12-12 15:19:32 - merhaba

Yazan: aktifus
Teşekkür ederim. Yazarken istemesemde sıksık uzun cümleler kurmak zorunda kalıyorum, o zaman da haliyle anlatım hatası veya bütünlüğün bozulması gibi riskler doğuyor ama bu cümlede de olduğu gibi üstesinden gelebiliyorum sanırım. :)
Mümkün olduğunca beklerim :)
Bağlantı

2006-12-12 15:06:17 - merhaba

Yazan: bilgegul
mümkün olduğu kadar sayfanızda dikkatimi çeken yazılarınızı okumaya çalıştım öncelikle ifade etmeliyim ki yazı diliniz çok güzel anlatımınızı beğendiğimi söylemek istedim fırsat buldukçada sayfanıza ziyaretlerde bulunmaya çalışacağım
Bağlantı

2006-11-27 20:51:26 - :-)))

Yazan: sophia
:-)))
Zaten daha önce, 'acaba' diye düşünmeme rağmen yazmamamın nedeni buydu...
Zamanı gelince yazacağınızı düşünmüştüm, ama dün gece de blogunuzda yeni bir hareket göremeyince, bu kez hiç düşünmedim ve yazdım:-)))
Güzel bir şeyler bulunca, onları kaybetmemek gerek çünkü...
:-)))

Sağlıcakla, neşe içinde kalın:-))

Bağlantı

2006-11-27 13:48:37 - merhaba sevgili sophia :)

Yazan: aktifus
Yazmaktan vazgeçmedim aynen Fuzuli'nin dediği gibi gönül razı olmuyor sadece yeni incinin önce kalbimde ve sonra zihnimde oluşmasını bekliyorum. Yazmak ise işin kolay kısmı :)
Kesin doğru kabul edilen o kadar çok yanlış var ki. Dediğiniz gibi çoğunu göremeyip, görmek istemeyip veya bunu gören birisi olarak ortaya çıkmayıp bilinç altına yuvarlamışız.
Bazı şeylere "ama bu böyle olamaz ki" deme zamanı geldi. Bunun için sizin gibi bilinçaltındakilerle konuşacak kadar cesur, onları dinleyecek ve kabul edecek sonra kendini affedebilecek kadar da olgun insanlar gerekli. Cesaretiniz ödülü özgürlüğünüz olacak.
Karaya vuran deniz yıldızı hikayesinde olduğu gibi elimden geldiğince ölmesinler diye denizyıldızlarını geri denize bırakmaya çalışıyorum. Hepsini bırakabilir miyim? Tek başıma değil... Peki vazgeçermiyim? Asla...
Bağlantı

2006-11-26 23:41:47 - Merhaba Sayın Aktifus:-)))

Yazan: sophia
:-))
Bir yorumdan çok bir rica olacak bu yazı:-))
Son günlerde hep yeni yazınızı okumak için girdiğimde, yazmayı aklımdan geçirdiğim, ama sonra işinize karışmak gibi olacağını düşünerek yazmadığım bir şeyi artık yazmam gerek sanırım...
Lütfen yazmaktan vazgeçmeyin...
Bu zaman zarfında, daha önce zamansızlıktan okumaya yetişemediğim geçmiş yazılarınızı hep okudum...
Büyük bir saygı ve takdirle...
Yazılarınızı okurken bu arada hep kendimle de konuştum...
Ne kadar çok şey varmış, zaman içinde geri planda kalmasını önleyemediğim, tazeleyemediğim ne çok şey...
Yazılarınız bana ne çok şeyi yeniden hatırlama, düşünme ve tazeleme imkanı verdi...
Çoktandır bilinçli zihnimden geri plana, bilinçaltına itilen ne çok şeyi yine ön plana, bilinçli zihnime getirdi, bilmenizi istedim...
Lütfen yazmaktan vazgeçmeyin olur mu?
Hepimizin kendimizi tazelemeye ihtiyacımız var, kısa süreli atmosfer değişikliklerine ihtiyacımız var...
Sizin de vardır mutlaka, ama yine blogunuzun başına geçin ve yazmayı lütfen sürdürün:-)))
Yazılarınızı okumayı bekleyen birileri var çünkü:-))

Umarım bu yazıyı işinize karışma olarak yorumlamazsınız...
Sadece yazılarınızın yararlı olduğunu ve beklendiğini bilmenizi istedim...


Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki 10 Yazı ->
"Söylesem tesiri yok,
Sussam gönül razı değil..."
FUZULİ
Websitem AktifUS.com'da da yayınlanan Varoluşsal Aykırı Gerçekler ve beğeneceğinizi umduğum bazı Şiirlerim.
Hoşgeldiniz...
aktifus@gmail.com
alperdesign@hotmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
www.AktifUS.com

Kategoriler

Arkadaşlarım

ahmetdursun374
butterfly
geda
sophia
yesilim
eroman
yagmurtuana
aytacalisahin
memleketininyabancisi
sevdalim1935
seivorsichtig