15/10/2006 - Şeytanı da sevmek ve Allah'ı da insan gibi düşünmek
Yaratılanı severim yaratandan ötürü demiş Yunus. Ben de katılıyorum ve sıkça yazıyorum zaten ;) Sesli düşünüyorum sadece bakalım katılacak mısınız? Şeytan'ı da yaratan Allah değil mi? Ve yine hep söylediğim gibi Allah'ın yarattıklarında kusur olmaz kusur gören bizleriz diye. Cevap veriliyor duyuyorum - E şeytan Allah'a isyan etti. Peki Allah onu isyan edebilir halde yaratmadı mı? İsteseydi isyan veya karşı gelme seçimi yapamayacak halde de yaratamaz mıydı? Yaratırdı. E şeytan bunu seçtiyse ona bu seçimi yapabilme şansı verildiği için yaptı değil mi? Önce seçme şansı verip sonra neden seçtin denebilir mi?
Ne yazık ki insanlar Allah'ı insan gibi düşünüyor. Allah'ın da insan gibi hareket edeceğini zannediyor. Söylemiyorlar ama aynı insan tepkisi bekliyorlar Allah'tan. Ramazanda tavsiyeye uyarak oruç tutanlar birbirlerine "Allah kabul etsin" diyorlar. Ben anlamıyorum. Allah kabul etsin. Allah neyi kabul edecek? -Orucunu. Sonra? -Sonra seni cennete alacak. Sen orucu neden tutuyodun kardeşim? Cennete gitmek için mi? - Hayır nefsimi terbiye etmek için. Peki nefsini terbiye etmek için yaptığın bir şeyi Allah'ın kabul etmesi nedir? - Cevap yok.
Bunun dışında orucu cennete gitmek için tutanlara hiç değinmeyeceğim bile. Daha önce çok anlattım. Cennete gitmek veya cehennemden kaçmak için yapılan hiçbirşey sizi bir adım bile ileri götüremez. Çünkü sizin yaptığınız o şeyler size empoze edilen şeylerdir, aslında size ait değildir. Size ait olması için "kalbinizden gelmesi" gerekir. Kalpten gelen şey ise karşılık beklemez, sonunu düşünmez, yasak/tabu/dogma/gelenek vb dinlemez. Çünkü çok güçlüdür. Çünkü asıl gerçek sadece o'dur. O yüzden içinizden geldiği için yaptığınız, yapacağınız ibadet/faaliyet vb davranışları yapmaya devam edin ama bu davranışlarınızdan dolayı Allah'tan bir kabul beklemeyin. Sizi yaratan sizi herhalinizle kabul etmektedir zaten. Size seçme, yapma veya yapmama şansı verdiği bir şeyden dolayı cezalandıracak bir Allah yoktur. Aslında ne yaparsanız yapın iyi'dir. Hata yaparsanız öğrenmiş olursunuz, yapmazsanız ruhunuz saflaşmaya devam eder. Tekamül herhalükarda ilerler!. Artık Allah'ı insan gibi düşünmeyin..
Yaptığınız ibadetleri, iyi davranışları Allah'ın kabulune sunmazsınız. Bunun arkasında yatan büyük bir yanlış anlayış var. Bu yanlış anlayış Allah'ın insanları dünyada sınava tabi tuttuğu, ölümlerinden sonra sonsuza kadar cennete veya cehenneme göndereceği anlayışıdır. "Bu yanlış sayesinde insanlar özgürlüklerini kaybettti." Özgürlüklerini kaybettikten sonra gelişim/tekamül/keşif şanslarını da kaybettiler. Tekamül yolunda ilerleyen insanı depresyona sokan bir durumdur bu. Bir yandan içlerinden gelen sınırsız sevgisiyle kuşatan Allah'ın enerjisi diğer taraftan insanların yanlışlarıyla koca bir yığın olmuş kısıtlayıcı enerji. Ama tabi ki tekamül enerjisi insanların hatalarından, kendilerini değersiz görmelerinden, cennet cehennem kalıplarında oluşan enerjiden daha büyüktür. O yüzdendir ki Yunus Emre gibi erenler cennete gitme sevdasının en yoğun olduğu dönemlerde bile "Cennet cennet dedikleri birkaç melekle birkaç huri dileyene ver onları bana seni gerek seni" demekten çekinmemiştir. Zamanın softalarının karşılarına çıkıp alçakgönüllü bir şekilde onların binyıl sonra bile anlamayacağı gerçekleri tane tane söylemişlerdir. Bu gerçekler nedir, nerde yazar diye araştırmanıza gerek yok. Siz düşünün hele, cevap isteyin, ısrarla düşünün. Bakın cevaplar neredeymiş. :)
Şeytanı da sevmeye dönersek. Şeytan özellikle hristiyanlarda sanki Allah'ın rakibi konumuna gelmiştir. Oysaki o da bir yaratılandır değil mi? Yaratılan, Allah'ın yarattığı birşey gereksiz olabilir mi? Allah'ın yaratma sanatı (ki biliyorsunuz yaratma işi sadece Allah'ındır.) başlı başına bir mucize değil midir? Ve bu mucize övülmeye değer değil midir? Aynı insanın, meleklerin, yerin göğün, herşeyin yaratılması gibi. Anlatabiliyor muyum?
Şimdi size bir sır daha söyliyim. Şeytan diye bir varlık ve onun insanları yoldan çıkarmaya çalışan cinlerden oluşan orduları yok. :) Biraz detaya giricem konsantre olalım lütfen :) Aslında kısa bikaç cümle. Ruhumuz bu keşif yolunda ilk başta çok kabadır giderek incelmesi/saflaşması gerekir ki sonsuz zekaya/sevgiye nüfuz edebilisin. Sizin gönlünüze dolan (iyi insan davranışı, kötü insan davranışı) şeyler sizin bu saflığa ulaşmanıza yardım eder. Kendinize bir bakın. Neler yaptığınıza değil. NELER DÜŞÜNDÜĞÜNÜZE. Sizin düşünceleriniz size aittir. Şeytan diye bir varlığa sorumluluğunuzu/durumunuzu havale etmeye çalışmayın. Yaptığınız veya yapmadığınız şeyler cennet/cehennem baskısıyla kontrol edilebilir ama ya düşünceleriniz? Eyleme dönmezse günah yok der hocalar. Ben diyorum ki düşüncelerinizi gözlemleyin, duygularınız gibi. Onlar size pusu kurmuş cehenneme gitmeniz için çalışan "kötü" şeytanlar değildir. Şeytandan değildir. Şeytani bile değildir. İçinizde birtek klavuz vardır. O klavuz sizi zorlar. Sizin saflaşmanız için gereksiz yüklerinizi bırakmanız için zorlar. Ama insanlar yükleri severler. Örnek vereyim. Erkekseniz bir bayan gördüğünüzde güzel bir bayan gördüğünüzde ;) cinsel duygular hissedebilirsiniz. Baskıcı anlayış size bunun için göz zinasıdır, günahtır cehenneme tek gidiş bilettir der. Benim görüşüm diyor ki: Bu normaldir! Neden normaldir? Çünkü bu böylee. Kendi kendine oluyor. Hem o duygular olmasa insan neslinin sonu gelmez mi? Sizde bir duygu var ama baskıcılar bu kötüdür yok farzedin diyor. Baskı altına almaya çalışırsanız büyür. Benim dediğim gibi onu da kabul edin. Çünkü normal bişey. Bu normal birşey diyin. O zaman yükünüz gider.
Burada dikkat edilmesi gereken birşey vardır. O da herşeyi normal kabul edip tekamülden vazgeçme riskidir. Normal kabul etme arabayı gazdan çekme gibi bir etki yapabilir. Benim tavsiyem tabi ki normaldir ama ayağınızı gazdan kesmeyin. Güzellikleri, mükemmelliği keşfetmeye devam edin. Yol aldığınızı unutup frene bile basabilirsiniz. Durduktan sonra geri vitese takıp normal dediğiniz şeyleri tek gerçek de sanabilirsiniz. Bu diğer yoldur. Uzun yoldur. Normal olan şeyler dünyevi şeylerdir. İçinizde en gizli şeyleri bile keşfetme aşkı var. Bu yolda bu aşkla ilerleyin. İlerde birgün bir bakacaksınız diğer insanlar hala geçici şeylerin peşindeler, onlarla zaman dolduruyorlar. Sizin keşfettiğini güzellikleri ise hayal bile edemezler. Açıkçası siz bu keşif yolunda ilerledikçe ister istemez yanlızlaşacaksınız. Başlarda zor gelebilir. Arkadaşlarınız, insanlar sizi anlamayacak, sizin durumunuzu anladıklarını zannedip sizin hakkınızda yorum bile yapabileceklerdir. Onların sizi anlamaları için tabir yerindeuse bikaç fırın ekmek yemeleri gerekirken sanki onlar olması gereken gibi yaşayacak size belki de acıyacaklardır. Sizin ise onların da birgün onlara tarif bile edemeyeceğiniz şeylerin farkına vamalarını beklemekten başka yağacağınız çok az şey vardır. Bu yüzden mecburen 2 tane siz olacaktır. Biri keşif yolunda ilerleyen, diğeri insanların arasında yaşayan. :)
İnsanlar içlerinden gelenleri yapmıyor, yapamıyor. Baskı var. Bu baskı tüm insanlık olarak gelişimi de engelliyor. Neyse ki artık demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü gibi "insanların keşfettiği ;) " kavramlar gelişiyor. Keşfettiğimiz bu şeyler aslında hep içimizde biryerlerdeydi değil mi? Ama henüz ortaya çıkmamıştı. Şimdi ortaya çıktı ve bize görünür oldu. İşte gerek tüm insanlık alemi olarak gerekse birey olarak keşiflerimiz devam ediyor. Keşiflerimiz dediğim gibi bizde olan şeylerdi zaten ama görünür değildi. Yaşam bize bunları gösteriyor. Yaşamın amacı da tam olarak budur işte. İçimizdekini görünür hale getirmek. Allah'ın kendi kendini görmek istemesi. Anlatabiliyor muyum?
Hayatın amacı bu keşif/tekamüldür. Demokrasi, hoşgörü ne güzel şeyler değil mi? Karşındakinin düşüncelerine önem vermek, katılmasan da anlamaya çalışarak dinlemek. Tabi karşındaki de samimi olmalı görüşlerinde. Şu sıralar popüler olan, nerden beslendiği bilinen, "samimi olmayan" birkaç yazarımız gibi insanların görüşleri açık söylüyorum, "değersiz"dir, hatta zararlıdır. Çünkü onlar birer görüş değildir. Eğer samimi olunsa delillerle konuşulur değil mi? Der ki ben şuna şuna göre ermeni soykırımı olduğu sonucuna vardım. Biz de o zaman bakarız delillere eğer doğruysa kimse merak etmesin evet yapılmış deriz. Çünkü samimiyiz. Bu ayrı bir tartışma konusu ama anlatmak istediğimi anladınız umarım. :) Önemli olan samimi olmak. Samimi kişi neden öyle düşündüğünü açıklar, aksi gösterilince kabul eder, inat etmez. Samimi kişiler tekamülün ustalarıdır, mimarlarıdır.
Bir soru. Şimdi biz keşfediyoruz ya kendimizi ve dolayısıyla Allah'ı. Peki gelecek belli mi? Allah geleceği biliyor mu? Cevap gelecek net olarak belli değil, Hayır Allah da geleceği bilmiyor. Size Allah'ın herşeyi bildiği söyleniyor. İşte yine zor bir düşünce daha. Buyrun. :) Allah geleceği bilseydi o geleceğin yaşanmasının ne önemi olurdu? Bu soruyu din adamlarımız duymazdan gelir sürekli ve gaybı sadece Allah bilir diyerek geçiştirirler. Oysaki cevap basittir. Gelecek bilinmiyor. "Hayatın kutsallığı da burdan geliyor zaten." Önceden belli şeyler nasıl kutsal olabilir? En kuvvetlisinden en zayıfına kadar çeşitli olasılıklar var. Ama olasılık kesinlik değildir, çıkmama ihtimali vardır. Allah insanların geleceğini bilseydi dahası alınyazısı dedikleri yani insanların geleceğini de yazsaydı Allah, insanlar yaşamlarını bitirdikten sonra kendi yazdığı şeyleri yaşadıkları için kimisini cennete kimisini cehenneme atması fikri yine insaca bir hata. Allah'ı insan gibi düşünme hatası.
alper
|