13/8/2006 - Tarikat Hocası - Gerçek Eren
Sizi değersiz hissettireceklere izin vermeyin. Dilerseniz kendinizi, hayatı, herşeyi değersizleştirebilirsiniz tabi. Özgürsünüz. Ama özellikle günümüzde bazı tarikat, topluluk, cemaat vb. liderlerinin vaaz, söyleşi, konferans vb. larında buna sıkça rastlıyoruz. Sizi katı bir taassubun içine sürüklüyorlar. Ölecek ve sınava çekilecek birer mahluk yapıveriyorlar. Oysaki ölümünüze bile sizin karar verdiğinizi bilmiyorlar. Evet ne zaman bu dünyadan ayrılmak isterseniz o zaman ayrılırsınız. Bunu bilinçli bir şekilde yapamasanızda eğer kalbinizi samimi bir şekilde dinleyecek olursanız sadece ölümünüzü değil başınıza gelecek herşeyi yine sizin çektiğinizi görürsünüz. Allah'ın çok bağışlayan sıfatını nedense sürekli unutma eğiliminde oluyorlar. Belki Allah tarafından cezalandırılma korkusuyla yanıbaşlarında otururken iradenizi onlara daha kolay teslim ettiğinizdendir. Gerçek bilge/ermiş kişi ise size baktığında tekamül için nelere katlanmayı göze alıp dünyaya doğmuş kişiyi görür. Ve size olan merhametinden gözleri yaşarabilir. O, karşısında Allah'ın halifesini görür. Evet insan Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Nuru ve cismidir. Gerçek erenler insanda kusur görmez ki sınava tabi tutulup cehenneme tıkılısınlar. Bir bebek yürümeye başlamadan önce çokça düşer değil mi? Eğer insan da doğruya ulaşmak, tekamül etmek için çokça hata/kötülük vb yaparsa ona kızılabilir mi? Aksine her hata,acı,keder,dert vb bir öğrenme fırsatı olduğundan o kişinin bu öğrenme/tekamül yoluna sadece sevgi duyar, merhamet duygularını yönlendirir. Tarikat hocasının gücü iradesini ona teslim etmiş müritlerinden gelir. Hoca müritlerini oltaya takılmış balık olarak görür. Oltaya takılmış balığa yem vermeye gerek yoktur. Gerçek erenler ise ondan nasihat alanların ihtiyacı olan bilgiyi "dolaysız, anlaşılır ve tam olarak" verir, vermeye çalışır. Yani Fetullah Gülen'in yapmadığı gibi. Gerçek erenin kendine bağlı, aklını ve gönlünü işletmeyen ona bağımlı ruhlara ihtiyacı yoktur. Onların mükafatı o kişilerin aydınlanışlarını, ışıl ışıl parlamalarını izlemektir. Tarikat hocası süslü arapça lafları, devrik cümleleri, içinde tedirginlik, korku ögesi olan konuşmaları sever. Gerçek eren ise kişinin üzerindeki tüm yükleri alıverir. Çünkü gerçekte bu yükler (korkular, zorlamalar, çelişkiler) yokturlar. Allah'ın yarattıklarında kusur olmaz. Şuan Allah'ın yarattığı kusursuz bizler kusursuz dünyada yaşıyoruz ve yaptığımız hiçbirşeyde de kusur olamaz. Buna puta tapmak, şirk koşmak, öldürmek, hırsızlık vb herşey dahildir. Biraz açmam gerekecek zira bu güne kadar büyük günah olarak öğrenmiştiniz çoğunu. Öncelikle biraz önce saydıklarımı düzeyi ilerlemiş kişilerin yapması olanaksızdır. Yapmamalarının sebebi düzeylerinde gizlidir. Geldikleri düzey sonsuz bilgi ve sevgi kaynağına doğrudan bağlanmaya olanak tanır. Bu bağlantıyı koparmadığı sürece, ki bu bağlantı dünyanın en lezzetli şeyidir o yüzden bir kere tadını alan bir daha koparmaz, o şeyleri yapmak kalbinin ucundan dahi geçmez. Belki zihniyle sanal olarak simülasyonunu yapabilir. Ama yapmayacağı kesindir. Düzeyi düşük olanlar ise pekala bunları yapabilir. Ama bunları yapmış olmaları cehennem ateşini gerektirmez ve kötü değildir. Biz şuan çoğunluğun düşük düzeyine muhatap olduğumuz için davranışların bazılarını kötü diye sınıflayıp cezalandırarak diğer insanları korumaya çalışıyoruz. Bu da hata değildir. Unutmayın hata, kusur yoktur. O kişilerin bu davranışları yapması öyle gerektiği içindir. Örneğin hırsızlık yaparak geçinen birisi hayatının bir döneminde vicdanını işletme durumunda kalıp yeni şeyler keşfedebilir. Aynı zamanda malını çaldığı kişilere de yardım etmiştir. Yeterince derin düşünemediğiniz için hala bu davranışları kötü diye kestirip atabilirsiniz. Ama kötü değildir. Sürecin/deneyimin aynı akan suyun kendi yolunu bulması gibi, mükemmel bir parçasıdır. Dikkat edin hepsi tekamüle hizmet etmektedir. Tarikat hocası dünyevidir. Müritlerine her ne kadar cennette akan ırmakları, ela gözlü hurileri, ona hizmet eden gençleri vaad etsede bu dünyada da vaad ettiği şeyler vardır. Dikkat edin cennet diye vaad edilenler de dünyevidir. Siyasidir, politiktir, takiyye yapmakta sakınca görmez, mal mülk biriktirme yarışı içindedir. Gerçek eren Yunus Emre gibi "Cennet cennet dedikleri birkaç melekle birkaç huri, Dileyene ver onları bana seni gerek seni" der. Sonsuz sevgiye karışacaklarını müjdeler. Zamanında kadılara, şimdi devleti ele geçirmiş yobazlara karşı gelmekten çekinmez. Dar ağacı önlerine serilirse ipi öper kendi boynuna kendi geçirirler. Tarikat hocası aklidir. Söylediği, yazdığı herşey akıl yoluyla bulunmuş, icad edilmiş, iliştirilmiştir. Oysaki akıl Mevlana'nın dediği gibi sizi sırça sarayın kapısına kadar getirebilir, sizi içeri alacak olan aşktır. Akıl dünyevidir. Akıl ile Allah'ı idrak etmek hislerinizi düşünmeye benzer. Aşk'ı düşünmeye benzer. Akılla devam ederserniz sırça sarayın kapısında kalakalırsınız. Yapay zekaya sahip akıllı robot filmlerindeki gibi. Düşünebilirsiniz ama sizi insan yapan hislerinizdir. Gerçek erenin söyledikleri kalbinden ışır ve direk sizin kalbinize dolar. Onu akılla anlamaya çalışabilirsiniz ama bu sizin canınızı acıtacaktır. Bu havayı yemeye çalışmak gibidir. Havayı yemeye çalışmayın, sadece derin derin nefes alın. Aldığınız, alacağınız nefesin kaynağı herşeyde olduğunu gibi yineAllah olacaktır. Derin derin ve dilediğiniz kadar nefes alın. Gerçek eren kalbidir. Mevlana gibi çanak yapan ustanın çıkardığı sesle, rüzgarla, çocuk sesleriyle meşk olur ve semah döner. Tarikat hocası çözüm üretemez. Sorun, çelişki, yıkım, korku üretir. Çünkü kusursuz olmayan bir dünyada yaşadığını zanneder. Sürekli savaşacak düşmanları, onu yolundan saptırmaya çalışan şeytanlar, dinsizler, ve kavram olarak uydurdukları müşrik,kafir gibi zavallılar vardır. Kendisini bir türlü mükemmellik denizine bırakamaz. Hep karada kalır. Bunun sıkıntısıyla bağırışır, çırpınır durur. Gerçek eren çözüm, huzur üretir. Çözümleri hazmedemiyor olabilirsiniz, hazır olmayabilirsiniz. Ama en azından tarafsız, egonuzdan kurtulmuş olarak bakabilirseniz bu çözümleri doğrular aksini iddia etmezsiniz. Nitekim tarikat hocalarının değil gerçek erenlerin sözleri, deyişleri günümüze ulaşabilmiş ve hala ışık tutmaktadır. Çünkü o ışık zamana bağlı değildir. O ışık/hikmet o sözlerde vardır, bunu bilir, hissederiz; belki sadece günümüz diliyle tekrar farklı bir şekilde ifade etmek gerekecektir. Tarikat hocası çelişkilidir. Çelişki sadece masumiyetle yok olur. Allah, sonsuz bilgi katından gelecek çelişki içermeyen bilgi masum bir amaçla kullanılmayacaksa kilitlenir. Tarikat hocası müritlerini kaybetmeyi göze alamayacağı için asla masum olamaz. Eğer akıllı birisiyse çok konuşmaz ki çelişkileri artmasın. Eğer müritleri doğruyu bulmakta ısrarlı iseler olabildiğince zor sorular sormalıdır. Hoca konuştukça doğruya klavuzlanmış bu kişiler kesinlikle cemaatten kopacaktır. Gerçek eren ise kaynağı Allah olan sözlerinin sarfettikçe bırakın ısralı mürit olmayı sıradan kişinin içinde dahi büyük bir alev yakacak ve birşeyleri uyandıracaktır. Tarikat hocası haklı çıkmak için gerekirse kutsal değerleri bilerek yanlış/kendi lehine yorumlayacaktır. Gerçek eren ise bir kalp kırmamak için gerekirse alıp başını gidecektir. Tarikat hocasının müritleri, gerçek erenlerin dostları vardır. Müritler ne için hocaya bağlı olduklarını bilemeyecek kadar uyuşmuşken, dostlar en derin sevgi bağlarıyla ulu, dip diri bir çınar yeşertirler. Hoca diliyle aksini söylese de kalbiyle daha değerli olduğunu düşünür, eren karşısında Allah'ın nefesini gördüğü için böyle bir kıyası aklına bile getirmez. Tarikat hocası bağlantılarını aşamamıştır. Gerçek eren evrensel ve ilahidir. Hoca cinsiyeti, dili, dini, ırkı vb bağlarını muhafaza eder. Gerçek eren için kadın erkek, 72 millet birdir. Tarikat hocasının insanlar istedikçe bu dünyanın hırsı, egoyu tatmin edecek herşeyinin galibi ve sahibidir. Gerçek eren galip ve sahip olmayı zaten istememektedir. Onların sahip oldukları bunların zaten çok ötesindedir. Gerçek eren olmanız dileğiyle...
|